Ah be KOMUTAN’ım!
29 Ağustos 2011 Pazartesi 13:45
Erlik, mertlik, yiğitlik, kahramanlık hikâyeleri ile büyüdün.
Üniformanın asaletine ve saygınlığına vuruldun.
Tarihe damga vuran kişilerin önce asker olduklarını fark ettin ve
Subay olmaya karar verdin.
Önce zorlu bir sınava girdin.
Binlerce iyilerin içinden sıyrılıp, en iyilerin arasına katıldın.
Aileni, arkadaşlarını, sevdiklerini yaşadığın toprağı arkanda bırakıp
Yeni bir istikbale doğru yürümeye başladın.
Askeri okullarda zamanının en iyi eğitimini aldın.
Cıvık bir çamur olarak yerleştirildin askerlik çarkına
Ustaların elinde yumruklarla yoğruldun, tokatlarla biçimlendirildin.
Şiddeti iyi ayarlanmış her şaplak seni darmadağın etmeden
Biraz daha sıkılaştırdı, biraz daha şekil verdi.
Eğitimin sonunda tunç gibi, mermer gibi bir asker olup çıktın.
Hem itaatkâr bir ast, hem de lider bir üst oldun.
Sandığını ve umduğunu bulamadın.
Sadece askerlik sanatında değil; güzel sanatlarda, edebiyatta,
Yabancı dilde, fen bilimlerinde tarihte öğrendiğin hiçbir şeyi meslek hayatında kullanamadın.
Şarkıların da dediği gibi “ömrünüzün baharı birlikte geçti.”
Karınları tok mu, sırtı pek mi, sen dert edindin.
20 yıldır öğrenemediklerini sen öğrettin.
Yatağını yapmasını, yemek yemesini, kendine bakmasını, tuvalet terbiyesini sen öğrettin.
Çocuk gelenleri adam olarak evlerine yolladın.
Memleketin her tarafını gezdin.
Daha bavulunu açamadan, yakınındakilerle bile tanışamadan tayin oldun.
Türkiye’nin Anadolu’dan ibaret olduğunu en önce sen fark ettin.
Lojmanla kışla arasında geçen tecrit bir yaşantından sen hoşnut değilken,
Dışarıdan görenlerin kıskançlık kaynaklı sefahat yorumlarına maruz kaldın.
“Askerin parasının pul, karısının dul” olduğunu yaşayarak öğrendin.
Bayram ve hafta sonu tatillerinin varlığından haberdar dahi olamadın.
Herkes uyurken, tatil yaparken, bayram ederken,
Sen törendeydin, nöbetteydin, gece eğitiminde, tatbikatta, denetlemede, operasyonda idin.
Ömrünü peygamber ocağında geçirdin.
Buna rağmen imansız ve din düşmanı olarak gösterildin.
Sen “Gözün düşmanda, kulağın komutanda,
Vatan ve millet uğruna seve seve can vermeye hazır”ken
Hayati birçok detayı gözden kaçırdın.
Tarihin, senin kahramanlarına tepki ve kinle yazılan kısmını,
Hukukun, gücü elinde tutanın haklı olduğu kısmını,
Coğrafyanın, stratejik değerinden çok ekonomik değerinin önem kazandığı kısmını,
Sosyolojinin milletin küçük parçalarının, bütününden daha büyük olduğu kısmını,
Ekonominin, paraya hükmedenin her şeye hükmettiği kısmını
Göremedin.
Bu yenidünyada sana yer olmadığını,
Topyekûn Harbin yerini Psikolojik Harbin aldığını,
Bedene nişan alan senin elindeki silahların yerine
Zihinlere ve kalplere nişan alan yeni tür silahların kullanıldığını,
İstihbarata karşı koyma tedbirlerindeki zafiyetini,
İnsanların haklıdan ve doğrudan yana değil güçlüden yana olabildiğini,
Askerliğin ruhunun alındığını
Bilmedin.
Şimdi kafesteki aslan gibisin.
Sessiz, uysal, itaatkâr, çaresiz,
Ama üzülme, umudunu yitirme.
Ne diyor Namık Kemal, Vatan Kasidesi’nde;
“Yere düşmekle cevher sakıt olmaz kadr-ü kıymetten"
Bayram coşkusu ile kutlamaya devam edeceğiz.
30 Ağustos Zafer Bayramı’n kutlu olsun.
YORUMLAR
-
Âti
Misafir
Âtiyi karanlık görerek azmi bırakmak...
Alçak bir ölüm varsa, emînim, budur ancak.
30 Ağustos 2011 13:40
-
Sen sâhip olursan bu vatan batmayacaktır.
Misafir
Atiyi Karanlık Görerek Azmi Bırakmak
Âtiyi karanlık görerek azmi bırakmak...
Alçak bir ölüm varsa, emînim, budur ancak.
Dünyâda inanmam, hani görsem de gözümle.
İmânı olan kimse gebermez bu ölümle:
Ey dipdiri meyyit, 'İki el bir baş içindir.'
Davransana... Eller de senin, baş da senindir!
His yok, hareket yok, acı yok... Leş mi kesildin?
Hayret veriyorsun bana... Sen böyle değildin.
Kurtulmaya azmin neye bilmem ki süreksiz?
Kendin mi senin, yoksa ümîdin mi yüreksiz?
Âtiyi karanlık görüvermekle apıştın?
Esbâbı elinden atarak ye'se yapıştın!
Karşında ziyâ yoksa, sağından, ya solundan
Tek bir ışık olsun buluver... Kalma yolundan.
Âlemde ziyâ kalmasa, halk etmelisin, halk!
Ey elleri böğründe yatan, şaşkın adam, kalk!
Herkes gibi dünyâda henüz hakk-i hayâtın
Varken, hani herkes gibi azminde sebâtın?
Ye's öyle bataktır ki; düşersen boğulursun.
Ümîde sarıl sımsıkı, seyret ne olursun!
Azmiyle, ümidiyle yaşar hep yaşayanlar;
Me'yûs olanın rûhunu, vicdânını bağlar
Lânetleme bir ukde-i hâtır ki: çözülmez...
En korkulu câni gibi ye'sin yüzü gülmez!
Mâdâm ki alçaklığı bir, ye's ile sirkin;
Mâdâm ki ondan daha mel'un daha çirkin
Bir seyyie yoktur sana; ey unsur- îman,
Nevmid olarak rahmet-i mev'ûd-u Hudâ'dan,
Hüsrâna rıza verme... Çalış... Azmi bırakma;
Kendin yanacaksan bile, evlâdını yakma!
Evler tünek olmuş, ötüyor bir sürü baykuş...
Sesler de: 'Vatan tehlikedeymiş... Batıyormuş! '
Lâkin, hani, milyonları örten şu yığından,
Tek kol da yapışsam demiyor bir taraftan!
Sâhipsiz olan memleketin batması haktır;
Sen sâhip olursan bu vatan batmayacaktır.
Feryâdı bırak, kendine gel, çünkü zaman dar...
Uğraş ki: telâfi edecek bunca zarar var.
Feryâd ile kurtulması me'mûl ise haykır!
Yok, yok! Hele azmindeki zincirleri bir kır!
'İş bitti... Sebâtın sonu yoktur! ' deme, yılma.
Ey millet-i merhûme, sakın ye'se kapılma. 30 Ağustos 2011 13:43
-
DEMEK Kİİİİ....
Misafir
NATOYA VE EMPERYALİST EMELLERİ OLANLARA YARANILMAZMIŞŞŞŞ...
(anlaşılan budur bu yazıdan) 01 Eylül 2011 04:14










YORUM EKLE