Onlar öldü de insanlık sağ mı kaldı?
19 Ağustos 2011 Cuma 00:22
Bugün günlerden Perşembe, tarih iki bin on bir yılının ağustos ayının on sekizinde saat gecenin sıfır üç bilmem kaçı iken, çıkmış olduğum Ankara- Bursa- İstanbul seyahatimin derdine düşmüş iken ve gündemden bihaber yoldaki polis çevirmesinde ehliyet ruhsat kontrolü yaptırırken, Türkiye’min makus talihi olan şehit haberlerini polislerden almış bulunmaktayım.
O an canına kıyılan onlarca insan evladının geride bıraktıklarının hüznü canlanıyor gözümde. Yüreğim kırık, boğazım düğüm düğüm, diyecek, söz edecek küfür bulamıyorum.
Ağlayan anneler, soran gözlerle ne olup bittiğini anlamaya çalışan küçücük çocuklar geliyor aklıma.
Masumların hüznünden paye kapmaya çalışan aşağılıkları düşünüyorum ve uşaklardan nefret ediyorum.
Yönetmek uğruna ölümlerden medet uman rezilleri düşünüyorum, denecek onlarca söz geliyor aklıma ama edebimden söyleyemiyorum.
Hırslarını kanla yazanların adından bahsetmek bile insanlık onuruma dokunuyor, susuyorum.
Oy uğruna herkese mavi boncuk dağıtanlar, yönetme hırsıyla halkı halka kırdıranlar, üç kuruşluk pay kapmak için halkı kandıranlar yetmez mi hala?
Daha kaç yuvanın yıkılması, kaç ananın ağlaması, kaç çocuğun babasız kalması gerekiyor ki daha?
Sizler kuş tüyü yastıklarınızda rahat rahat uyurken her gün kaç can daha alınmalı ki sizler mutlu olasınız?
Kaç minik el daha baba şefkatinden mahrum kalmalı ki siz çocuklarınıza Mercedesler, cipler alabilesiniz ?
Hiç mi vicdanınız kalmadı artık, bu kadar mı çıktınız insanlıktan?
Sen Kürt olsan ne olur, Türk olsan ne olur, insanın, canın değerini bilmedikten sonra?
Ya da oranın adı Diyarbakır olsa ne olur Amed olsa ne olur sen halkına zulmettikten sonra ?
Ey başkalarının üzüntüleri üzerinden hükümranlık elde etmeye çalışanlar! Emin olduğum tek bir şey varsa anaların ‘ah’ını alanların bir gün o gözyaşlarında boğulacağıdır.
Ola ki bu yaşananlardan sonra dünyaya küssem olmaz üzerinde yaşıyorum, feleğe küssem bir suçu yok garibin, eşe dosta kızsam, bağırsam olmaz güçleri yok biçarelerin.
Ağlasam, kendimi güçsüz hissederim, küfretsem edepsiz.
Kendimi boşlukta, hayat telaşesinin bataklığında boğulmuş sessiz çoğunluğun içinde öylesine yalnız hissediyorum ki sadece.
Daha fazla söyleyecek söz bulamadığımdan dolayıdır ki yazımı affınıza sığınarak Neyzen Teyfik’in meşhur dizelerini biraz değiştirerek katillerin anlayacağı dilden bitirmek istiyorum.
Allah akıl sağlığımızı korusun…
‘Ben bu dünyanın devr-i devranını, izzet-i nefsini seveyim,
Yansın bu ibneler su veren itfaiyenin hortumunu seveyim,’
…
YORUM EKLE